Ekim 4, 2013

Eleştirmek Nedir ?

Eleştirmek; Bir kişinin, bir düşüncenin, bir yargının, veya bir eserin,  doğru ve yanlışlarını açığa çıkarmak,  gerçek değerini ve doğruluğunu incelemek, tespit etmek ve  anlatmaktır. Yani onu değerlendirmektir.

Eleştiri, akademik olarakta bir zemine oturtulmuş ve bir bilim dalı olarak kabul edilmiştir. Her ne kadar eleştirmek bir hak olarakta ele alınsada, asla sınırsız bir hak değildir. Birinin hak sınırının genişliği, bir başkasının  sınırının daralması anlamına gelir. Sınırsız olan her şey hak ihlalidir.

eleştiri

Bizler genellikle eleştirmenin sınırını aşarak, bazen hakaret ediyoruz. Başka bir değimle eleştiriyi ve hakareti maalesef  karıştırıyoruz, veya eleştirmenin arkasına sığınarak işe başka anlamlar yüklemeye çalışıyoruz.

Eleştiri yaparken, bizim kişiliğimiz, konumumuz, pozisyonumuz ve birazda konuya nereden ve nasıl baktığımızda çok önemlidir.

 

Bu örnek çok şeyi ifade eder sanırım;

– Her sabah kahvaltı sofrasına otururken, karşı taraftaki komşu kadının çamaşır astığını gören bir kadın, kocasına dönerek,  »Bey bu kadının çamaşırları çok kirli görünüyor, bu kadın  hem çamaşır yıkamayı bilmiyor, hemde  kötü deterjan kullanıyor », deyip  kedince eleştiriyor. Ve bu durumu övünerek bir kaç sefer kocasına tekrarlasada, kocası meseleyi bildiği için cevap vermez. Yine bir sabah kalktığında, pencereden komşusunun çamaşırlarını tertemiz görünce tekrar eşine dönerek,  »Bey komşu kadının çamaşırları bugün tertemiz, acaba yıkamayı nasıl öğrendi? » derken, kocası edalı bir şekilde ona dönerek,  »Hanım ben bu sabah erkenden kalkıp bu camları temizledim » deyince, mesele komşu kadında değilde, kendi camlarının kirliliğinden olduğunu anlayan kadın elbette çok  bozulur.

Bu misalda olduğu gibi, birilerini eleştirirken veya yanlışlarını tespit etmeye çalışırken, ya kendi konumumuzun farkında değiliz, veya içimizdeki şeytani duygularımızı dışarı atıyoruz demektir. İnsanların bir çoğunun yaptığı şey sadece budur sanırım.

Ama eleştiriye akademik olarak yaklaşırsak, birini veya bir konuyu eleştirdiğimizde, yani yanlışlarını bulmaya çalıştığımızda, o konu hakkında hem bilgi sahibi olmamız gerekir, hemde bulduğumuz ve ifşa ettiğimiz yanlışın doğrusunu ve alternatifinide söylemek zorundayız.

Örnek vermek gerekirse; Bir sinema eleştirmeni, bilimsel olarak mesleği hakkında bilgi sahibidir. Bir film’i eleştirdiği zaman, o filmin gerçek hikayesini, işleniş biçimini, filmin toplumsal ve hatta siyasal yönlerini ve etkisini vs. hesaba katarak bir yargıya varabilir ve tenkid’ini de ancak böyle yapabilir. Film’in, varsa yanlış taraflarını bulduğunda, yerine doğrusunuda koyacak kadar fikir sahibidir.

Bizler hep eleştiriyoruz, yanlışları ve maalesef bazen, sadece muhalefet olsun diye doğrularıda dahi eleştiriyoruz. Eleştirdiğimiz kişi veya konu hakkında ya bigi sahibi değiliz, yada yaptığımız muhalefetten başka bir şey değildir. Yanlış bulduğumuz konu hakkında malumat sahibi isek yerine doğrusunu koymak zorundayız. Ötesi art niyettir.

Bu konuyu izah edecek bir örnek daha;

— Ünlü bir ressamın resim atölyesinde çalışan bir çırak, kendini yetişmiş bir ressam olarak kabul ettirmek için, hocasından onu test etmesini talep eder. Ünlü ressam hocası aslında ona güvenir, ama denemek için ondan güzel bir resim yapmasını ister. Çırak titiz bir çalışmayla güzel bir tablo yapar ve hocasına gösterir. Hocam,  »Yaptığım tabloyu beğendinizmi, ben artık bir ressam sayılırmıyım » diye sorar. Hocası ise tabloyu çok beğendiğini söylesede çırak bir türlü ikna olmaz. Çırak ressam’in ısrarı devam edince, Hocası   »Oğlum tablonu götür kalabalık bir meydana bırak » ve tablonun yanınada,  »Bu tablonun neresini beğenmiyorsanız lütfen orayı işaretleyin » notunu bırak ve akşam tekrar tablonu getir der.

Genç ressam hocasının dediğini yapar, sabah meydana bıraktığı tabloyu akşam almaya gittiğinde, tablonun her tarafının işaretlendiğini ve tablonun bozulduğunu görür ve çok bozulur.

Atölyeye geldiğinde hocasına  »Hani tablomu çok beğenmiştin, baksana halk beğenmemişki her tarafını işaretlemiş » dediğinde, hocası ondan  aynı tabloyu tekrar yapmasını ister. Genç ressam aynı resmi tekrar yapar, hocası tekrar,  »Tablonu götür aynı meydana bırak » yanınada boya ve fırça bırak,  birde şöyle bir not yaz  »Bu tablonun neresini beğenmiyorsanız orayı düzeltin lütfen » Çırak sabah meydana bıraktığı tabloyu almaya gittiğinde, tablonun sabah bıraktığı gibi tertemiz bulur, ama bu duruma bir anlam veremeden atölyeye döner.

Hocam neden bu sefer kimse tabloya karışmadı diye sorar, büyük tecrübe sahibi hoca ise, »Bak oğlum yaptığını birileri yanlış bulabilir veya beğenmez, ama o halk beğenmeyip eleştirdiği tabloyu düzeltecek kadar yetenek sahibi değildir » senden daha güzel yapamadıkları için kimse tabloya dokunamadı der, ve genç ressamı ikna eder.

İnsanların çoğu her nedense, hemen her şeyi beyenmez, muhalefet eder ve eleştirir, ama bir türlü yerine doğrusunu bulamaz. Eleştirirken şunlara vakıf olmak lazım.

– Eleştirmeden önce, teferruatlı araştırmak gerekir.

– Kişiyi değil sonucu eleştirmek önemli, kişiyi sevmiyor olabiliriz onu değil, ortaya çıkan sonucu ele almalıyız.

– Karşımızdakini iyice dinleyip anladıktan sonra karar vemek gerekir, yoksa önyargılı davranmış oluruz.

– Çözümün parçası olup fikir üretmeliyiz.

– Popüler olmaktan ve kendi fikirlerimizi kabul ettirmek için eleştiriden uzak durulmalı.

– Eleştirmeden önce özeleştiri yapmak, ve tarafsız olmak gerekir.

– Eleştirilerimizi özgür bırakmak, ve eleştirilerden faydalanmakda en doğru yöntemdir.

Yanlışlarımızı bulup bizi eleştirenler eğer artniyetli veya şeytani plan sahibi değilseler, lütfen bizi düzelmek için yardımcı olsunlar, bizimde onlara minnet borcumuz olur ve saygıda kusur etmeyiz. Yoksa, söylediklerimiz ve yaptıklarımız hakkında fikir sahibi değilseler lütfen muhalefette kalsınlar ve düşmanlık etmesinler.

Özür dileme erdemliliğini gösterenlerin ise, eleştiri hakkı sayıp anlayışla karşılayabiliriz. Ötesi sadece hakarettir, buda anlayış sınılarını zorlar.